Yazar Aycan Babuç, çocuk eğitiminde akademik bilginin tek başına yeterli olmadığını belirterek, okullarda davranış ve nezaket eğitiminin müfredatın temel parçası olması gerektiğini vurguladı.

Yazar Aycan Babuç, Türkiye’deki eğitim sisteminin en önemli eksiklerinden birine dikkat çekti. Babuç’a göre çocukları yalnızca akademik bilgiyle donatmak yeterli değil; aynı zamanda onlara adab-ı muaşeret, yani toplumsal yaşamın temel davranış kuralları da öğretilmeli.
Babuç, çocukların okula yalnızca ders öğrenmek için gitmediğini, aynı zamanda çevrelerinden davranış modelleri edindiğini belirtiyor. Ona göre çocuklar, okul kapısından içeri girdikleri andan itibaren sadece matematik ve Türkçe öğrenmez; aynı zamanda arkadaşlarının ve çevresinin davranışlarını da hızla kopyalar.
Farklı aile yapılarından gelen öğrencilerin bir araya geldiği okul ortamı, çocuklar için güçlü bir sosyal öğrenme alanı oluşturuyor. Ancak bu ortamda karşılaşılan davranış biçimleri, evde verilen değerlerle çelişebiliyor. Babuç, bu durumun çocuklarda ciddi bir karakter çatışmasına yol açabildiğini ifade ediyor.
Özellikle çatışma yönetimi konusunda yaşanan ikilemler, çocukların psikolojisini doğrudan etkiliyor. Çocuğa evde “kimseye vurma” öğüdü verildiğinde, okulda fiziksel bir saldırıyla karşılaştığında nasıl davranacağı konusunda ciddi bir belirsizlik yaşayabiliyor. Bu da çocukları ya pasif bir mağdur ya da sistem tarafından “sorunlu” görülen bir birey haline getirebiliyor.
Babuç’a göre çözüm oldukça net: Eğitim sistemi yalnızca akademik başarıya odaklanmamalı. İlkokul çağından itibaren çocuklara teşekkür etmek, özür dilemek, empati kurmak, söz kesmemek ve kişisel sınırları anlamak gibi temel davranış kuralları sistemli bir şekilde öğretilmeli.
Yazar, aksi takdirde toplumun geleceğinde ciddi bir değer boşluğu oluşabileceği uyarısında bulunuyor. Ona göre yalnızca ders başarısı üzerine kurulu bir eğitim modeli, bilgili ama toplumsal duyarlılığı zayıf bireyler yetiştirme riskini beraberinde getiriyor.
Aycan Babuç, okulların yalnızca bilgi aktaran kurumlar değil, aynı zamanda karakter gelişiminin şekillendiği sosyal atölyeler olması gerektiğini vurguluyor. Bu nedenle davranış eğitiminin ders aralarında verilen nasihatler olmaktan çıkarılıp, doğrudan müfredatın merkezine yerleştirilmesi gerektiğini savunuyor.
Babuç’a göre gerçek eğitim reformu, yalnızca kitaplarda değil; insanların davranışlarında, saygısında ve birbirine yaklaşımında başlamalı.